🦘 Baba Ile Ilgili Şiirler Can Yücel
CanYücel Sözleri. Manşet: Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Vedalar acıtsa da bazen gitmek gerekir. Bir şanstan söz ettirmeyecek kadar mükemmel olmalı aşk. Senden ayrılınca fark ettim iki cebim olduğunu. Senden ayrılınca anımsadım dünyanın
Şiirinİçerik Yönünden İncelenmesi (Açıklama – Yorum) Ahmet Kutsi Tecer’in “Nerdesin” adlı şiiri Türk edebiyatının en sevilen şiirleri arasındadır. Bugüne kadar bu şiiri ve şiirde geçen “ses” ile ilgili birçok yorum ve değerlendirme yapılmasına rağmen
Çocuklarınhayal dünyasını geliştirecek birbirinden özel çocuk şiir kitapları %40'a varan indirim ile Sözcü Kitabevi'nde! Kapıda ödeme imkanı ile satın alın! uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız
SinekDahi Olsa Can Taşır şiiri ve daha fazla Karma Çocuk Şiirleri görün. Bazen abi kelimesi bile canını acıtır. Abi demek, can parçan,. Pek çok insan için canını , her şeyini temsil edebileceğin birine sahip olmaktır. Biz seninle hem kan bağıyla, hem de can bağıyla bağlıyız canım kardeşim. Slogan ile ilgili
Büyükşair Can Yücel'in en çok sevilen doğum günü şiirleri sizler için derlendi. Sevdiklerinize yapacağınız en güzel sürprizler için hemen tıklayın! Özellikle sevgilinizi şiirler ile sevindirirken Babaya ya da arkadaşa hediye olarak
Çilekile ilgili söylenmiş en güzel sözler şunlardır: – Can Yücel “Çilekler kalbimi neşeyle dolduruyor.” – Anthony T. Hincks “Bu cam göbeği nehir hürriyetle adama benzedi. Şu dağ çilekleri, yaban elmaları basma çiçeğinden güzelse, hürriyetle büyüdüğünden.” Anne-baba, çilek-krema gibi birlikte
CanBaba ( Can Yücel ) Datça “Beni kuzum Datça’ya gömün. Can Yücel’de insanıyla, doğasıyla sevdiği, şiirlerine konu ettiği Datça ile özdeşleşmiş değerli bir yazar ve şairdir. 13 yaşından beri yazdığı şiirlerle birçok edebi eser
Derkensıra niyeyse Can babaya da gelmişti, üstelik ölümünden 5 yıl sonra: ‘Can Yücel sağcı ydı, hiç solcu olmadı, baba parasıyla Londra’da fink attı’ da demişti sanırım. Eh sağcı Can Yücel, solcu da Attila İlhan olunca, gazeteler de bunu görmezden gelemezdi haliyle. Edip ve Turgut beylerin gidişinin ardından
CanYücelin en güzel şiiri. Can Yücel babası ve kardeşleriyle. Herkesin mutlu olmak i. Sevgi emekmiş Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş Bu şiir Can Yücele ait değildir. Can Yücel Şiirleri - Aşk Şiirleri Can Yücel 21 Ağustos 1926 İstanbul - 12 Ağustos 1999 modern Türk şair.
d8ANZ. Sayfa İçeriği; En Güzel Can Yücel Şiirleri Kısa Aşk, Can Yücel Güzel Resimli Sözler, Can Yücel Aşk Şiirleri Kısa, Can Yücel’in Anlamlı Sözleri, Can Yücel Ünlü Sözleri, Can Yücel Anladım, Sevgi Duvarı, Eğer, Bağlanmayacaksın, Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim, Unutma, Buluşmak Üzere, Biraz Değiştim, Beklenti, Çay Bardakta, Her Şey Sende Gizli Şiiri, En Güzel Can Yücel Şiirleri Kısa Aşk, Can Yücel Uzun Güzel Anlamlı Cahit Sıtkı Tarancı ŞiirleriSevgiliye En Güzel İyi Geceler Şiiri Ünlü Şair Can Yücel, Hasan Ali Yücel’in oğludur. 1926 doğumlu şair, 1999’da hayata gözlerini kapatmıştır. Arkasında sevenlerine çok sayıda şiirini bırakan Can Yücel, Türk edebiyatında en çok okunan şairler arasındadır. Bu yüzden En Güzel Can Yücel Şiirleri ve Sözleri sayfamızı sizlerin faydalanması amacıyla hazırladık. En Güzel Can Yücel Şiirleri ve Sözleri hakkında geniş bir derleme yaparak şiir okurlarının istifadesine sunduk. Sayfamızda Can Yücel Güzel Resimli Sözler, Can Yücel Aşk Şiirleri Kısa, Can Yücel’in Anlamlı Sözleri, Can Yücel Anladım, Sevgi Duvarı, Eğer, Bağlanmayacaksın, Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim, Buluşmak Üzere, Biraz Değiştim, Beklenti, Çay Bardakta, Her Şey Sende Gizli Şiiri, Can Yücel En Güzel Şiirleri Can Yücel Uzun Şiirleri, Can Yücel Özlü Sözleri, Can Yücel Şiir Sözleri, Can Yücel Ünlü Sözleri bir arada bulunmaktadır. En Güzel Can Yücel Şiirleri Kısa Aşk Her Şey Sende Gizli Şiiri Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç… Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin… Başka Türlü Bir Şey Şiiri başka türlü bir şey benim istediğim ne ağaca benzer, ne de buluta burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.. bir başka yolculuk dalından düşmek yere yaşadığından uzun bir tatlı yolculuk dalından inmek yere ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince rüzgarda ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince nerde gördüklerim nerde o beklediğim rengi başka tadı başka.. Sevgi Duvarı Şiiri sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi dilimizde akşamdan kalma bir küfür salonlar piyasalar sanat sevicileri derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim sidikli kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi aramızda görevliler ekipler Hızır Paşalar sabahları açıklarda bulurlardı leşimi öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri çöpçülerin elleriyle okşardın beni yalnızlığım benim süpürge saçlım ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi baktım gökte bir kırmızı bir uçak bol çelik bol yıldız bol insan bir gece sevgi duvarını aştık düştüğüm yer öyle açık seçik ki başucumda bir sen varsın bir de evren saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi yalnızlığım benim çoğul türkülerim ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi Günaydın Şiiri Şimdi ben sana, GÜNAYDIN desem, Günün aydın olur mu ? Bilemem… Ama sen bana, Bir gün desen, Günüm değil, Gecem bile aydınlanır… Buluşmak Üzerine Şiiri Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım can yücel şiirleri resimli Bir Eşi Olmalı İnsanın Şiiri Bir eşi olmalı insanın Bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı… Âşık olduğu bir eşi olmalı! Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradan’a. Koklamalı saçlarını uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, Bir eşi olmalı insanın Varlığını hissedebilmek için parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü. Kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe! Bir eşi olmalı insanın Rüzgâr onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine. Bir eşi olmalı insanın Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu… Güven duymalı, her şeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı… Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da… Bir eşi olmalı insanın Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim.’ Bir eşi olmalı insanın Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı. Aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp öpmeli, yıllarca uzak kalmışçasına! Hayır Şiiri Dinlensin diyedir gözlerimiz Bu önümüzde açılıp giden manzara; Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir, Ve tanrılar boşluktan bıkınca. Ellerimize malum olur nedense Suların rengi balıklarıyla, çiçekleriyle, Düşünmenin huzuru ayan olur; Soğuğun sessizliği hakeza. Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız, Boylarımız büyür usul usul; Duyulmasın diye gürültüler uykularda Yağmurlar yağar geceleri. Anayasası İnsanın Kan yasası bu insanın Üzümden şarap yapacaksın Çakmak taşından ateş Ve öpücüklerden insan! Can yasası bu insanın Savaşlara yoksulluklara Ve binbir belaya karşın İlle de yaşayacaksın! Us yasası bu insanın Suyu şavka döndürüp Düşü gerçeğe çevirip Düşmanı dost kılacaksın! Anayasası bu insanın Emekleyen çocuktan Uzayda koşana dek Yürürlükte her zaman Güzel’e Şiiri Dün gece senin küçücük elinle yalnız yattık Yalnız senin küçücük elinle yalnızlık Kandilli ilkokulu kadar kalabalık Zilleri çaldığında düşlerinin Sınıfların kapıları ardına kadar açık Gökyüzünün, denizin, toprağın, hayalle, emeğin Haklı sınıfları Belki de baskın korkusuyla vefasız, akıntıya atılan Kitaplar varya onlardan Öğrenmiş Marx’ı, gümüş balıkları Ve belki de onun için o kadar, O kadar aydınlık ortalık… Sen ki çiçekleri toplamayan güzelim Çicekleri sulayan çocuk Ve ben ki buruk ve kavruk Bir ihtiyar adamım artık Öyle güzeldim ki senle, çiçeklerden çok Ve anladım, anladım ki bir daha DÜŞÜNDE BİLE GÖREMEZ İŞLER DÜŞLERİN GÖRDÜĞÜ İŞLERİ Ömür Dediğimiz Nedir Ki? Ömür dediğimiz nedir ki? Çay bardakta Soğuyana dek geçen zaman Çayınız bardakta soğumadan Tadıyla için hayatı Soğutmadan sevgileri Soğutmadan sevdaları Soğutmadan dostlukları Yaşayın doyasıya Seviyorsanız koşun ardından Beş dakika bile duracak zaman yok Kırmadan, incitmeden Sevin İnsanı Kırmaya zaman yok Çayınız bardakta soğumadan İçin çayınızı hayat geçiyor Yaşamamak yüreklere zarar…… Bi Damlacık Şiiri Duru bir yeşildi ortalık Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık, Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı Pullarını döküyor üstüme Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir Belki de anmak için bi damlacık bir sessizliği Farzet Hiç Ayrılmadık Farzet hiç ayrılmadık Gözümde tütüyor Gözümü tütsülüyorsun hala Hep birlikteyiz sanki Seninle ben ve DÜNYA Hayal Oyunu Ellerindi ellerimden tutan Ellerimdi ellerinden tutan… Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin Kimbilir kaç martılar halinde Bir masada karşı karşıya Seyrederken dudaklarını senin Dile gelmiş ilk Türkçeydik Henüz başlamış kül rengi bahar Ne savaş, ne barıştık biz… Bu dünyaya yeni gelmiş bir diyar Manolyaya gece konmuş kumrular… Bağlanmayacaksın Şiiri Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları… Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “O benim.” diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin… Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak… İkimizin Arasında Şiiri Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken Canevimin önünden geçersen, Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında Canevinin önünden geçersem Anlatırım nasıl nerde Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız Anlatırım nasıl nerde… Sonra eğilir kulağına derim Bekle Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere, Hele ürksün fincancı katırları! Yorgunluk Şiiri Kuşlar vardır, cana benzer havalarda Soğuksa kar, baharsa yaprak; Bir başına büyür toprakta ömrümüz, Güneşle yeşil elleriyle çıplak; -Uslu ayaklarla başlamış yolculuk- Yürünmez öyle, bazen durulur, Ve iner erenler katına yorgunluk; Kapanır sükun üzre kitaplar. Nefeslerle sürüp giden yaşamamız Bir su kenarına gelir durur; Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır; Yürünmez öyle hep, bazen susulur. Nuhun Kızı Şiiri Uzun sulardan tirenler aklkıyor Islak bir istasyona iniyorum akşamları Adım başında bir gaz`te ölüsü Bozuk bir şemsiye gibi kapanıyor gün Ve bir kapı açılıyor Senin iki kanatlı kapın Ne benim yalanlarım ne de bu haftalarca yağmur Kimseler yıkayamaz ellerinin beyazlığını Suda Şiiri Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık Tutmuşum, tutmuşum ellerinden senin Düşmüşüz yavaşça bir sakin derenin İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık Balıklar gibiymiş sessiz ve karanlık, Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin Susarmışız öyle, bir sakin derenin İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık
Edebiyatımızda bir idol haline gelmiş, ender şahsiyetlerdendir Can Yücel. Gerek şiirleri ve sözleri, gerek küfürleri ve rakısı, gerekse dilden dile adeta bir fıkra gibi dolaşan anıları... ***İstanbul'da, Yazko Yazar ve Çevirmenler Kooperatifi Genel Kurulu'nda, yönetim kurulu adına genel başkan Erol Toy söz alıp kürsüye gündemki 'sansür' konusuna sözü getirip, "Ben bir romancı olarak..." diye sürdürür konuşmasını. Ama bir türlü sözün sonu gelmez. Salon tıklım tıklım doludur... Uflayanlar puflayanlar... Arka sıralarda bulunan Can Yücel de, konuşma süresince, bir dışarı çıkıp bir içeri girer ve dudağına kıstırdığı sigaranın yanı sıra her çıkışında birer tek Yücel, son kez dışarı çıkıp tekrar içeri girdiğinde Erol Toy'un hala konuşmakta olduğunu fark eder. Tabii Toy da yine bildik teraneyle yeni bir paragraf açar konuşmasına"Ben bir romancı olarak..."Can Yücel bu kez dayanamaz, arkalardan o davudi ve gür sesiyle haykırır"Erol! Erol! Sen keşke kısa öykücü olsaydın!"***Can Baba bu. İnsanı adeta "can evi"nden vuran aforizmaları, kıvrak zekası ve hazır cevaplılığıyla Türk literatüründe tipik bir halk kahramanı olduğu su götürmez. Yine bir yazar arkadaşıyla birlikte otobüsle Bodrum'a doğru gitmektedir Can Yücel. Şoför, istek üzerine uygun bir yerde, beş dakikalık küçük bir ihtiyaç molası verir. Mola süresi bittiğinde, otobüste Can Yücel dışında herkes yerini almıştır. Kaptanın çıkışması üzerine otobüs muavini fellik fellik Can Baba'yı aramaya koyulur. Can Yücel, soluk soluğa elinde küçük bir paketle ortaya çıkınca yazar arkadaşı derin bir oh çekerek sorar"Neredeydin be Baba? Herkes seni arıyor!""Yok bir şey." demiş Can Yücel, "Bir küçük rakı sardırdım.""Ama kaptan küçük ihtiyaç molası verdi Şimdi bunun sırası mıydı?" diye çıkışmış yol Yücel lafı gediğine yerleştirmiş hemen"Ben de küçük ihtiyaç molası olduğundan küçük rakı aldım!"***Hiç bir küfür, onun ağzında durduğu kadar gül durmadı bir başkasının bir rakı kadehi onun elinde durduğu kadar aşina durmadı bir başkasının elinde. Ve bir yaz günü alıverdi onu günebakan çiçekleriyle koynuna "mekanım olsun" dediği Datça... Can Baba 12 Ağustos 1999'da ayrıldı onlarca şiir ve çeviri kitapları, çok sevdiği eşi, gözü yaşlı sevenleri ve bir şişe şarabı kaldı yarım...Vasiyet adlı o her mısrasından bir sıcaklık, bir muziplik ve insan sevgisi akan şiirinde şöyle der büyük ÜstadBeni kuzum Datça'ya gömün Geçin Ankara'yı İstanbul'u! Oralar ağzına kadar dolu Alabildiğine de pahalı, Örneğin Zincirlikuyu'da Bir mezar 750 milyona Burası nispeten ucuzluk Ortada kalma tehlikesi de yok Hayır dua da istemez, Dediğim gibi beni Datça'ya gömün Şu deniz gören mezarlığın orda, Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama! Şunu çok iyi biliyoruz ki Can Baba Datça'daki ebedi mekanında, toprağın altından çok sevdiği Datça'ya bakarak her gün yeniden aşık olmaktadır... Mezar taşına konan bir kırlangıç kuşunun sabah şarkısından bilir baharın geldiğini... Ve Datçalı böceklere yeni küfürler öğretmektedir o şeker diliyle...Saygıyla, sevgiyle unutmayacağız Can Baba...Ağustos 2007Ömür Bingül
Bir babaya sahip olmanın ne demek olduğunu ne yazık ki çok geç anlıyoruz. Genellikle kaybedince anlaşılıyor. İşte bu hataya düşmemek için siz şimdiden babanızın kıymetini bilmeli ve babalar günü gibi özel günleri hak ettiğince kutlamalısınız. Bunun için çok da bir şey yapmanız gerekmiyor üstelik. Babanızı sevdiğinizi söylemeniz, ona olan bağlılığınızı anlatmanız yeter de artar bile. Bunun için güzel sözler, anlamlı sözler, şarkılar, şiirler ve mektuplar yazabilirsiniz. Özellikle şiir konusu özel bir zevke hitap ettiğinden bazı babalar için en mükemmel hediye olabilir. Baba şiiri isterseniz ise işinizi kolaylaştıracak önerileri bir araya getiriyoruz. Baba şiiri kısa ve uzun olmak üzere farklı farklı seçenekler ile burada ulaşabileceğiniz mesafede yer alıyor. Üstelik babalar günü için şiirler özel olarak gruplandığından, bu özel günde bu tür özel eserleri tercih edebilirsiniz. Babalar günü şiiri isteklerinizin yanı sıra hediye arayışlarınızı da düşündük ve size kişiye özel hediye seçenekleri sunduk. Bunun için yazımızın devamını görmelisiniz. Erkeğe hediye önerileri, bir erkeği mutlu edebilecek hediye seçenekleri burada! Şimdi ise sözü daha fazla uzatmıyor ve hemen babalar için şiir önerilerine Çekebilir ► En Özel 10 Babalar Günü HediyesiBenim Babam Mütevazıydi, yaşlıydı, yorgundu belki, Eli açık bir köy aşığıydı benim babam. Ekmeğine katığı olmasa da olurdu, İşte buydu benim mantıktı yol göstereni, Erdemli olmadıktan sonra insan neye yarardı. Doğruluktan şaşmayandı benim babam, İşte buydu benim tahammülü yok, Sevgi ve saygı olmazsa olmazdı. Dostluğa kardeşliğe inanırdı, İşte buydu benim tütüyor yine nur yüzü, Elimi uzatsam dokunacakmışım gibi geliyor, Sanki rüzgârla kokusu taşınıyor bazen, Çok özlüyorum seni BabasıKüçüktüm, Elimi uzatsam sendin. Her yüzümü çevirdiğim yerdeydin, Ne zaman düşsem yanımda âşık oldum, Nemli gözlerle mutluluk diledin, Her zaman en güvendiğim oldun, “Baba!” dediğim anda ilk aşkım, her şeyim, Kahramanımsın benim. Babacığım yerin çok ayrı bende, Seni her şeyden çok seviyorum Babalar Günü Hediyesi TavlaBabalar özeldir, babalar kıymetlidir diyoruz hep. Babaların hakkı ödenmez biliriz. Ancak onlara küçük mutluluklar armağan edebiliriz. Tavla keyfini doruklara çıkaracak, dostları ile keyifli dakikalar yaşatacak bir babalar günü hediyesine ne dersiniz. Hemen oturduğunuz yerden sipariş verebileceğiniz, onun gölünü fethedeceğiniz, adına özel bir hediye… Evet, doğru duydunuz; adına özel tasarlanan, mükemmel özellikleri ile göz kamaştıran bir tavla! Artık tavla keyfi bir başka olacak, sizin de babanıza karşı iyi bir rakip olmanız şart! Bir Yanım Bir yanım hep nemli gibi, Gözyaşlarım sinsi sinsi akmış da ıslatmış gibi. Bir yanım hep sızlıyor, Derin bir özlemin pençesinde kıvranıyor. Bir yanım hep babam diyor, Bana yine yollar görünüyor. Geliyorum babacığım…BabaDemiştin ki baba olduğun zaman anlarsın, Yüreğine kör bir alev düşer, En ufak hastalığı içine dert olur, Demiştin ki baba olduğun zaman her şeyini ona adamak gelir de elinden bir şey gelmez, İstersin ki her şeyi tam olsun, ayağına taş değmesin, Gözünden bir damla yaş düşmesin, Demiştin ki baba olduğun zaman babacığım, Öyle iyi anladım ki, hiç anlamadığımı da anladım. Baba sen bir tanesin, Sen benim her şeyimsin…Babalar Gününe Özel Granit Taş ÇerçeveBabalar gününü hatırlatacak bir hediye ile bu günün mutluluğunu daim kılabilirsiniz. Bunun için babanız ile birlikte çekindiğiniz bir fotoğrafı ya da en özel aile fotoğrafını tercih edebilirsiniz. Şıklığı ile dikkat çeken granit çerçeve, fotoğrafınızı en güzel şekilde yansıtacaktır. Hem ofis gibi çalışma alanlarında, hem de evde sergilenebilecek olan ürün, sizin belirteceğiniz özel mesaj ile birlikte her zaman sevginizi babanızın yüreğine taşıyacak. Üstelik basit bir sipariş süreci ile hediyeniz belirttiğiniz adrese ulaşacak! BabacığımEvimizin neşesi, sesi soluğu, her şeyi, Yürek dolusu sevgi, gönül dolusu umut taşıyanı, Kucak dolusu mutluluk vereni, Olmazsa olmazı… Tüm güvenimiz sana, Tüm sevgimiz sana, Tüm varlığım sanadır… Evimizin direği, gözümüzün bebeği babam, Babalar günün kutlu olsun!Baba şiirleri Nazım Hikmet ve benzeri ünlü şairlerin isimleri ile akla gelir. Çünkü her şairin babasına adadığı özel bir eseri vardır ve bu eserler bizim de duygularımıza hitap eder. Bu yüzden de bazı şiirler bir başka kıymetlidir. Aynı şekilde baba şiiri Can Yücel ile de özdeşleşen bir konudur. Çünkü en ünlü baba şiirlerinden biri de Can Yücel’e aittir. Babalara özel şiirler, her dönem her şair tarafından önemsenmiştir. Bu yüzden de pek çok farklı eser ile karşılaşabiliyoruz. Diğer taraftan sadece ünlü isimlerin şiirleri kulağımıza gelmiyor. Aynı zamanda anonim pek çok özel eser, elden ele dilden dile yayılıyor. Babaya yazılan şiirler için pek çok öneriyi sizler ile buluştururken, aynı zamanda özel indirimli babalar günü hediyeleri de sunarak, babanıza yapacağınız sürprizi kolaylaştırıyoruz. Üstelik bu sürpriz sadece babalar günü için değil aynı zamanda babaya doğum günü şiiri ve hediyesi ile doğum günü gibi özel zamanlar için de uygun olacaktır. Sizin tek yapmanız gereken şiirinizi seçmek, hediyenizi sipariş etmek ve büyük günü beklemek olacak. Babanızın mutluluğu ise sizin de en büyük mutluluğunuz SevgisiNasıl özel bir duygudur bu, Nasıl kıymetli bir sevgi, Nasıl büyük bir mutluluk, Sen nasıl bir meleksin baba…Güvenle kuşatılmış her yanım, Mutluluk hareleri çevremde, Gülücükler saçan kuşlar gökyüzünde, Sevgi kokan güller bahçemde…Nasıl bir dünya inşa ettin sen baba, Bu ne göz alıcı bir hayal, Bu nasıl tarifsiz bir mutluluk, Sen nasıl bir meleksin baba…İlk Babalar Günü Hediyesi Köstekli SaatBabalar günü her zaman özeldir ve babaların da kendisini farklı hissettiği bir gündür. Ancak bir baba için en özel günlerden biri de ilk babalar günüdür. Evlat sahibi olmanın mutluluğunu yaşadığınız bu günde, baba olmanın gururunu da hissedersiniz. İlk babalar günü hediyesi olarak tercih edilebilecek olan köstekli saat ise bu özel günü anı haline getirecek son derece anlamlı bir hediye olacaktır. Şıklığının yanı sıra üzerinde yer alan özel mesaj, tasarımı diğerlerinden ayırıyor. BabaDünyanın bütün çiçeklerini getirsem sana, Hayatımın tüm sırlarını döksem ortaya, Gelmiş geçmiş tüm güzellikleri toplasam, Gün ışığı toplasam çokça, Hayallerden bir dünya kursam sana, Yeter mi ki emeklerini ödemeye?Yıllarca verdiğin güven, Hesapsızca sunduğun sevgi, Düşünmeden harcadığın emek, Hesabını tutmadığın zamanın, Geçip giden ömrün bedeli ödenir mi baba? Yeter mi ki her şeyimi versem?Şiirdir Benim BabamHer bir sözü şiirdir benim babamın, Her söylediği şarkı, Duruşu bir başkadır, Bakışı ise yakıcı…Benim babamın gözleri çok güzeldir, Sözleri ise alır götürür, Bir bakarsın dilin çözülmüş de dökmüşsün içini, O duymamış gibidir, boş bir duvar gibi, Anlatmamışsın gibi ama anlamıştır her şeyi…Bir bakarsın aklından geçeni gerçeğe dönüştürmüş, Bir bakarsın söyleyemediklerini anlamış, Bir bakarsın seni senden iyi anlatmış, Bir başkadır benim babam, Yeri doldurulmaz, Olmazsa olmaz… Bir başkadır benim babam…Babalar Gününe Özel Duvar SaatiDuvar saati her mekânı güzelleştiren bir dekor ürünü. Bazen ise en güzel anıların temsili, en özel kişilerin hatırası… Bu yüzden babalar günü gibi kıymetli bir günü, babanıza özel tasarlanacak olan duvar saati ile her zaman hatırlanacak bir anıya dönüştürebilirsiniz. En güzel fotoğrafınız, bu şık tasarımın ortaya çıkması için yeterli. Babanız ister ofisinde kullansın hediyesini, ister evinde. Her saate bakışında sevginizi derinden hissedeceği kesin. Bu fırsatı kaçırmayın ve siz de hemen siparişinizi verin. IssızlıkBabalar sessiz ağlar, Babalar ıssızdır, Çoğu zaman sessizdir, Güldü mü şenlenir dağlar taşlar, Kahkahası devrim gibidir, Bir anda erir buzlar. Derdi derindir duyulmaz, Kederini hissetmek ne mümkün, Babalar sessiz ağlar, Issızdır babalar. Ama evlatlar anlar, Her şeyi sezer de ses edemez. Evlatlar bilir baba…BabamGözümün yaşısın yalnızlığımda, Kalbimin sıcaklığısın iyi günümde, Kederimde ise kahramanımsın, umudumsun baba. İyi ki varsın dalıyor ya hani gözlerim, Kurtaranımsın. Zaman zaman acıtıyorlar ya canımı, Yara bandım oluyorsun dar geliyor da geçmiyor ya bazen, Su serpenim oluyorsun. Güçsüz hissettiğim de yetişiyorsun hemen, Elim kolum hovardalığında bile sen, Benim yanımda oluyorsun baba. Hatalarımda elimi tutuyorsun baba. Kötü kalbimi bile törpülüyor, beni iyi bir insan yapıyorsun baba. Seni çok en önemli zamanlarından biridir Haziran ayı. Çünkü babalar günü gelmiştir. Herkesin hayatının en büyük kahramanı olan babası için hazırlık yaptığı, kutlamalara hazırlandığı bu özel günde, şiirler, şarkılar, mesajlar ve hediyeler havada uçuşur. Heyecana ve paniğe ise gerek yok. Kolayca babalar günü için hazırlık yapabilirsiniz. Bunun için buradayız. Babalar günü şiirleri kısa ve de uzun olmak üzere birbirinden farklı seçenekler ile burada karşınızda. Ayrıca babalar günü mesajları da bu özel günde işinize yarayabilir. Babanızın yanında olamasanız da mesajlarınız ile sevginizi hissettirebilir, babanızın yüreğini ısıtabilirsiniz. Baba şiiri, şarkısı ve benzeri sürprizler bu tür özel zamanlarda en güzel hediye olmaktadır. Babalar günü için ya da doğum günü veya yılbaşı için özel olarak tercih edilebilecek şiirler, çok daha fazlası ile birlikte geliyor. Hadi hep birlikte birbirinden özel dizeleri görelim! Babalar günü için en güzel şiiri seçeceğinize Gözlü BabamBenim babam engin bir deniz, Bazen dingin bazen dalgalı… Benim babam ıssız bir gemi, Bazen yorgun, bazen coşkun… Benim babam karlı bir dağ tepesi dumanlı, Benim babam gökyüzü gözlü bir dev. Bir kahraman benim gözümde, Her zaman özlediğim… Bir efsane benim babam, Sadece masallarda benzerini gördüğüm… Babalar günün kutlu olsun kahraman babam, Seni tarifsizce seven kızın…Babaya Hediye İsim ve Mesaj Yazılı PowerbankTeknoloji öyle bir hale geldi ki, küçük büyük herkesin olmazsa olmazı. Babalarımızın da bu durumda en önemli ihtiyaçları teknolojiye dair olabiliyor. Şarj problemini ortadan kaldıracak olan bu ürün, babanız için de çok kullanışlı bir sürpriz olacaktır. Kullanışlılığının yanı sıra hediyenizin kişiye özel olması dikkat çekici… Babanızın ismine özel olarak hazırlanan ürün, özel mesajınız ile birlikte şıklaşacak. Kolayca sipariş verebilir ve babanızı keyiflendirecek olan hediyenize kavuşabilirsiniz. Sadece bir iki dakikanızı ayırmanız yeterli… BabamM
Hayatımızın bir noktasında mutlaka Can Yücel şiirleriyle karşı karşıya kalmışızdır. Onun kendine has tarzı ister istemez insanın ilgisini çekmektedir. Şiirler yazılır, okunur ama çok nadir anlaşılır. Şiiri hissetmek, yazmak kadar bir sanattır. Bazen şiirde anlatılmak istenilenin dışında, ucu çok farklı yerlere de dokunabilir. Can Yücel’i anlamak da başlı başına bir sanattır. Öyle ki, zeka ve bilgiyi birleştirip; argo, öfke ve sevgiyi şiirlerinde bir bütün halinde getirebilmiştir. Can Yücel kişiliğini ve şairliğini tek kelime ile tanımlar “Serserilik”. Serseri bir ruha sahip olsa da ailesine ciddi derecede düşkünlüğü vardır. Yücel, arkadaşlarına karşı da bağlılığı, sadakati ve vefası vardır. İnsanları ve doğayı ayrılmaz bir bütün olarak görür. Yetmiş üç yıllık yaşamını şiirlerle doldurmuş ve “Yaşamım benim en güzel şiirim” diye anlatmıştır. On yaşından beri şiir yazan Yücel’e şiire nasıl başladığı sorulduğunda “Hiç bilmiyorum! İnat halinde şiir yazıyorum herhalde.” diye cevap verir. Şiirlerinde her zaman cesur olmuştur. Öfke ve sevgi şiirlerinde birbirini besleyen iki unsur olduğuna inanır. AİLESİ Can Yücel’in dedesi Ali Rıza Bey, babaannesi Neyire Hanım, babası Hasan Ali Yücel, annesi Gülsüm Refika Hanım, ikiz kardeşi Canan’dır. Babası Hasan Ali Yücel; şair, yazar, felsefe hocası, maarif müfettişidir. Sonrasında İsmet Paşa kabinesinin maarif vekili olur. Aydınlanmanın ilk ateşi olarak anılan köy enstitüsünü kuran kişidir. Bu girişimin sonucu başarılı olsa da saldırılardan kendini koruyamamış ve Ali Hasan Yücel’in eğitim ve kültür alanındaki birçok projesi engellerle karşılaşmıştır. Can Yücel, babasını şöyle anlatır “sadece bana değil herkese karşı şefkatli birisiydi.” Babası mesleğinden dolayı sıklıkla İstanbul dışında olduğundan, “babamı uzaktan sevebilirdim” der. Hal böyle olunca bütün yük annesinin omuzlarında olur. Dedesi Ali Rıza Bey; devlet memuru, posta-telgraf müfettişiydi. Babaannesi hakkında “Babaannem de harika. Türkçeyi ben ondan öğrendim.” der. Annesini Romanyalı, mahzun, güzel, şefkatli ve sabırlı diye anlatır. İkiz kardeşi Canan, Can Yücel hakkında şunları söyler ” Karşılaşmaların en güzeli.” Tutucu dede ve çağa açık bir babanın ortamında büyümüştür Can Yücel. Babasına olan sevgisi şiirlere taşmıştır Ben hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla – ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti … Can Yücel’i, Can Baba olmasındaki en etkili isim şüphesiz babası Hasan Ali Yücel’dir. Babasından ve bulunduğu siyasi çevreden oldukça etkilenmiştir. Can Yücel, on yaşındayken şiirle ilgilenip, futbol oynamaya başladığında babası maarif vekili olmuş ve Ankara’ya taşınmışlardır. Babasının bakan olmasını bir ayrıcalık olarak görmemiştir. Hatta arkadaş çevresi mahalledendir ve makam aracını kullanmayı tercih etmez. Protokolü ise “portakal gibi bir şey” diye tanımlar. Can Yücel yirmili yaşlarına geldiğinde babasıyla çatışmalar yaşamaya başlar. “…Babam benim için aslında, duygularımın incelmesine yaramış bir adam…” OKUL YILLARI İlköğretimine ikizi Canan ile birlikte Boğaziçi İlkokulunda başlar. Kardeşiyle çok kavga ettiği için Can Yücel’i yatılı okula verirler. Bunun hakkında şunları söyler “Hem aynı şehirde oturacaksın, hem de okula leyli yollanacaksın. Çok bozuldum, çok üzüldüm. Benimsedim. Her şeyi benimsediğim gibi…” Bu sıralar futbola ilgisi oldukça fazlaydı. Ortaöğretimine kardeşi Canan ile birlikte Ankara’da Taşmektep’e giderler fakat Can Yücel burayı bir türlü sevemez. Lisenin ardından Ankara Üniversitesi’nde Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Klasik Filolojide Latince ve Yunanca okur. Öğretmenleri arasında Nurullah Ataç ve Cevdet Kudret’de gibi isimler yer alıyordu. Can Yücel’in muhalif tavrı bu dönemlerde de devam eder. 1946’da çok partili hayata geçişle birlikte, muhalif tavrı artık siyasal bir kimlik kazanır ve Demokrat Partiyi destekler. Sol kanattaki sanatçı ve politikacılarla görüşmeye başlar. Bu dönemde Behice Boran ile tanışır. Dil Tarihteki, İlerici Gençler Derneği’ne üye olur. Bütün bunlar bakan babası duyar ve fakültede Almanca öğrenmişken Londra’ya yollanır ve Cambridge Üniversitesi’nde okumaya başlar. Buradaki arkadaşları arasında Bülent Ecevit ve Rahşan Hanım vardır. Can Yücel, Bülent Ecevit hakkında, “İçten ve asabi bir adamdır.” der. Can Yücel Londra’ya alışamayınca Latincesinin oradakilere göre yetersiz kaldığını söyleyerek Paris’e geçer. Burada Avni Arbaş, Bedri Rahmi, Selim Turan, Sadi Çalık, İlhan Koman gibi sanatçılarla arkadaşlık yapar. Bursu yetersiz kaldığı zamanlarda sokaklarda incik boncuk satar, sırtına bir reklam panosu asıp sokaklarda dolaşır. Burada mutluyken babasının isteği üzerine ülkesine geri döner. İŞ HAYATI 1953’de Kore’ye askere gider. Komutanı Cemal Madanoğlu’dur. 1956’da dönemin Devlet Su İşleri Genel Müdürü olan Süleyman Demirel’in onayı ile İzmir Bornova merkezinde iki yıl boyunca tercüman olarak görev yapar. Daha sonra Güler Hanımla evlenir. Bu sefer eşiyle beraber Londra’ya gider ve beş yıl orada kalır. Burada çocukları Hasan Nöropatoloji uzmanı, Güzel Su ürünleri uzmanı ve Su Ressam dünyaya gelir. Can Yücel orada BBC’de Türkçe Yayınlar Bölümü’nde spikerlik yapar. 3 Haziran 1963’de Nazım Hikmet’in ölümüyle ilgili bir haber onun başına iş açar. Can Yücel olayı şöyle anlatır “Nazım’ın öldüğü haberi geldi… ben gece nöbetindeyim. Gece nöbetinde haberleri tercüme ettim, koydum daktiloya, belli bir saatte aşağı ineceğim. Ben masanın kenarına oturmuşum, işte bitmiş dalmışım ben yani uyuma falan değil, Nazım’ı okuyorum kendi kendime, bir başıma, kimse yok… telefon geldi vakit geçiyor gelin diye, peki geliyorum dedim ama yine dalmışım ben. O gün sabah yayını olmadı. Sabah yayını olmadı çünkü yayın yapamadık ben aşağı inip okumadım. Okumayınca adamlar haklı olarak Can boykot yaptı diye, tam sepetleme değil, istifamı istediler, biz de istifayı bastık Türkiye’ye geldik.” Marmaris’e giderler ve burada Yücel, rehberlik, turizm müdürlüğü; eşi ise öğretmenlik yapar. Belli bir süre sonra tekrar İstanbul’a dönerler ve Can Yücel Yeni Sabah’ta çalışmaya başlar. Bir süre sonra şiirlerinden içki şişeleri üremeye başlar ve parasızlık sorun olur. Bu sorundan onları Can Yücel’in annesi kurtaracaktır. CEZAEVİ YILLARI Can Yücel, Türkiye İşçi Partisi’nin aktif üyesiydi. Şiirlerini 1950 de babasının önerisi ve desteğiyle “Yazma” adı altında toplayıp yayımladı. Sadece kitaplarla da sınırlı kalmayıp dergilerde de şiirleri yayımlanmıştır. Şiirlerin yanında çeviriler de yapardı. Başarılıydı ve başarı ardından belaya davetiye çıkaran bir şeydi buna bağlı olarak da mahkemeler, cezaevleri peş peşe gelmişti. İlk mahkum edilişi 12 Mart döneminde Che Guevera ve Garilla Harbi çevirilerinden dolayı olmuştur. On beş yıla mahkûm edilir. 1974’deki affa kadar sürgün bir şekilde iki buçuk yıl içeride kalır. Buradaki ortamın etkisiyle de şiire daha fazla yönelmeye başlar. Bir keresinde Can Yücel’in canı içki çeker. O sırada Gaziantep’ten üzümler gelmiştir, koğuş arkadaşlarıyla beraber onlardan şarap yapmaya kalkışır fakat bütün koğuş kusar. İçkiye dayanıklı bünyeye sahip olduğu için bir tek Can Yücel’e bir şey olmaz. Can Yücel’in büyüdüğü ortam, girip çıktığı ortamlar onu ister istemez politikaya itmiştir. Yücel, politikaya Marmaris’te girdiğini ve 1965’ten itibaren İşçi Partili olduğunu söyler. Ant Dergisi’nde ise yazıları yayımlanır. Bu kadar içli dışlı olmasına rağmen siyasetçi olmayı tercih etmemiştir. Bundaki en büyük etken babasına karşı bir saygısızlık yapmak istemeyişidir. Dışarı çıktığında, “Bir Siyasinin Şiirleri” adlı kitabı yayımlar. Bu kitap 1973’de çıkan “Sevgi Duvarı” nı aşar ve bu sayede geniş kitlelere ulaşır. Özellikle gençlere hitap eder. Yeni kitapları da bunları izler; Ölüm ve Oğlum 1976, Şiir Alayı 1981, Rengâhenk 1982, Gökyokuş 1984, Canfeda 1986, Çok Bi Çocuk 1988, Gece Vardiyası 1991, Güle Güle-Seslerin Sessizliği 1993, Gezintiler 1994, Maaile 1995, Kuzgunun Yavrusu 1990, Kısa Devre 1990, Seke Seke 1997, Alavara 1999, Mekanın Datça Olsun 1999, Alavara 1999; Şiir ve oyun çevirileri, Hamlet, Saloz’un Mavalı, Shakespeare’den çeviriler yapmıştır. Argo bir dil normalde herkes tarafından yadırganırken, Can Yücel’de biz bunu yadırgayamıyoruz. İroni ve zekayı kullanmanın marifet istediğini ve bunun başarılı şekilde kullanıldığını Can Yücel üzerinden görmekteyiz. Serseri bir ruha sahip olduğunu Can Yücel eserlerine hakim olan havayla okuyucularına oldukça belli etmiştir. Refik Durbaş, pek çok kitabına önsöz yazmış birisidir ve Can Yücel’i şöyle anlatır ” Dalgasını geçiyor hayatla, en çok da kendisiyle. Gündeminde her şey var; politika da, şehvet de, tarih de, güncel olan da. Özetle, ölümü ve yaşamı kucaklayan her şey.” Onun başka kitabının önsözünü yazan Necati Doğru ise “Aslında o halkın şairi. Halkın öfkelerini, tepkilerini, kızgınlıklarını dile getiriyor. Onun, bulup şiirlerine koyduğu kelimeler aslında halkın taşları. Nasıl halk öfkelenip de taşları yerden alıp öfkelendiği insanın camına atarsa Can Yüce’de halkın kelimelerini alıyor, kurulu düzenin camekânlarına atıyor ve onları yerle bir ediyor, tuz buz ediyor. Yanlış kaynamış kemiklere saldırıyor, düzenin pisliklerine saldırıyor, sömürü mekanizmalarına saldırıyor, diktatörlüklere saldırıyor, insan haklarına saygısızlığa saldırıyor ama saldırırken hicivle saldırıyor, halkın kelimeleriyle saldırıyor, halkın kelimelerini yazdığı için de adama küfürbaz diyorlar veya düzene baş kaldırıyor diyorlar…” diye anlatır. Sadece kitaplar yazmaz. Birçok gazetede köşe yazıları ve denemeleri yayımlanır. Dört yıl Leman ve Öküzde periyodik olarak yazı, şiir ve denemelerle ilgilenir. Böylece gençler tarafından da beğenilir. Sunay Akın, Can Yücel için şunları söyler “İstanbul Boğazı için martı ne ise, şiirimizde de Can Yücel odur.” der. Öküz Dergisi 1996’da Can Yücel’ 70. doğum gününde bir gece düzenler. Şair dakikalarca alkışlanır. Can Yücel’in kızı olan Su sayesinde şiirleri sadece kitaplarda kalmayıp resimlere kaynak olmuştur. Şiir, resim ve cazı birleştirip bir sergi açarlar. Su Yücel ” Sergi benim için bir deneyim oldu. Çünkü resim, şiir ve caz birlikte bir bütün oluşturdular. Benim için resmin sesi diyebilirim. Şiirin rengi, cazın ritmi birlikte birleştiler, bir bütün oluşturdular.” Can Yücel, kızı için “Çok iyi resim yapıyor ben onun yandaşıyım.” der. Şiirleri, özellikle Yeni Türkü ve Derya Köroğlu bestelemiştir. Yaşamı boyunca hakkında birçok dava açılmıştır. 1997’de yetmiş iki yaşında bile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e hakaretten bir yıl iki ay hapse mahkum edilir. 1998 yılında rahatsızlanıp Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılır ve gırtlak kanseri teşhisi konulur. Aslında bir buçuk yıl önce muayene olmuş ve gırtlakla bademcik arasında tümör bulunmuştur fakat Yücel’in bunu içki ve sigaraya bağlayıp önemsememiştir. Yücel, Datça’ya gömülmek istemiştir ve 12 Ağustos 1999da bu isteği yerine getirilmiştir. Bu dünyadan, hayatla dalga geçen bir Can Yücel geçti… KAYNAKÇA Yıldırım, Erkavim, “Can Yücel Belgeseli-Bir Yudum İnsan”, Erişim17 Mayıs 2021. Gülgen Börklü, Jale2012. Can Yücel’in Hayatı, Edebi Çevresi ve Şiirlerinin İncelenmesi. Doktora Tezi. Ankara Gazi Üniversitesi. Katarcı, Bülent, Can Yücel Kanser, Taha Toros Arşivi,1998. Görsel Sanatatak, Can Yücel’e Ait Diye Bildiğimiz Ama Onun Olmayan 10 Can Yücel Şiiri, 2016.
baba ile ilgili şiirler can yücel