🔮 Dostluk Ile Ilgili Hadisler Arapça
REGAİP KANDİLİ İLE İLGİLİ HADİSLER "O ayda bulunan ilk Cuma gecesinden gafil olmayın. Çünkü o, meleklerin regaib diye isimlendirdikleri bir gecedir.
İBADETLEİLGİLİ HADİSLER 1. Temizlik 2. Namaz 3. Oruç 4. Zekat-Sadaka 5. Hac-Kurban 6. Salih Amel 7. Dua -Zikir- Tevbe 8. Bir Sahâbî-Râvi Tanıyorum: Hz. Abdullah b. Ömer (r.a.) Bu ünite sonunda öğrenciler; 1. Peygamber Efendimizin temizlikle ilgili hadislerini yorumlar. 2. Namazın insan davranışlarına etkisi ile ilgili
ِAbdullahb. Mes’ud (ra), Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur; “İki kişiden başkasına gıbta edilmez; Allah tarafından kendisine mal verilip de hak yolunda o malı harcayan kimse ile Allah tarafından kendisine hikmet (ilim) verilip de onunla (yerli yerince) hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.” Buhârî, İlm 15
Onazulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse ALLAH da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple ALLAH da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanın kusurunu örterse, ALLAH da Kıyamet günü onun kusurunu
Kardeşlikile ilgili hadisler Sevgi dostluk ve kardeşlik ile ilgili ayetler - Harbi Forum Ucuz Uçak Bileti - 498 00 00 - Acilebilet.com Sonradan gelecekler arasında (hayırla yâd edilmesi için ona güzel bir nam) bırakmıştık.
hepsi Şimdi gördüm gerçek yüzünü. cemre: Gözü görmez başkasını. Sen ve ben elmanın iki yarısı. Bir ömür boyu beraber. yasemin Yalan Yalan.
wwwarapcaegitimi.com - "Arapça ile ilgili ne varsa" 23 Temmuz 2022 | 24 Zi'l-Hicce 1443. Ana Sayfa. Site Editörü. Basında Biz. Ziyaretçi Defteri. İletişim.
Abdestin Terkiyle İlgili Hadisler. Abdestle ilgili hadisler konusuna abdestin terki bahsi ile devam edelim. Süveyd İbnu Numan (r.a) anlatıyor: “Hayber Seferine Resulullah ile birlikte çıktık. Hayber yakınlarında olan Sahba’ya vardığımız zaman Resulullah aleyhissalâtu vesselam ikindi namazını kıldı.
Regaib Kandili ile ilgili ayetler ve hadisler 03.02.2022 - 18:02 Güncelleme: 03.02.2022 - 19:49 Üç ayların ilki olan Recep ayının ikinci gecesi bu sene Regaip Kandili olarak kutlanıyor.
m3x7F4.
Meal Fihrist A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z Güzel Kurani kerimimizde geçen dost ile ilgili ayetler. Kuranda geçen dost ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte. Kuranda dost ile alakali tahmini 41 ayet geçiyor 2120 - Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı. 2254 - Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir. 3175 - Size o haberi getiren ancak şeytandır, sadece kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkun. 425 - Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 445 - Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeter. 476 - İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır. 4119 - Allah o şeytana lanet etti. Ve o da "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. 4125 - İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmişti. 4139 - Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir. 4173 - İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır. 55 - Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandır. 551 - Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez. 555 - Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir. 556 - Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, iyi bilsin ki Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir. 557 - Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer gerçekten iman ediyorsanız, Allah'dan gereğince korkun. 580 - Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır. 581 - Eğer onlar, Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilen Kur'ân'a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir. 6121 - Üzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuz. 6128 - Allah, onların hepsini topladığı gün, cinlere "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da"Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir. 727 - Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de şaşırtıp bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. 873 - Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar. 1337 - Ve işte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eğer sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu. 1431 - Ey Muhammed! İman eden kullarıma söyle "Namazı dosdoğru kılsınlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli Allah için harcasınlar." 1773 - Ey Muhammed! Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. 1844 - İşte burada yardım, yalnız hak olan Allah'a aittir. O'nun verdiği mükâfat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır. 2461 - A'maya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize birbirinize selam verin. İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar. 2528 - "Eyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim. 26101 - "Ne de yakın bir dost." 335 - Onları evlatlıkları babaları adına çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. 336 - Peygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah'ın kitabında birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir maruf uygun bir vasiyet yapmanız müstesnâdır. Bu, kitapta yazılıdır. 4018 - Yaklaşmakta olan o felaket kıyamet gününü de onlara haber ver. O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunup dururlar. Zalimler için ne ısınacak bir dost vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi. 4134 - Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. 4336 - Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur. 4367 - O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar. 4441 - O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Onlara yardım da edilmez. 4822 - Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı. 5715 - Bugün artık ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilir, varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Orası ne kötü bir dönüş yeridir! 5822 - Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi dininin yardımcılarıdir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir. 609 - Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. 6935 - Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur. 7010 - Dost dostun halini soramaz.
Nisa / 69. Kim Allah’a ve Resûl’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır! Tevbe / 119. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun. Meryem / 41. Kitap’ta İbrahim’i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi. Maide / 119. Bu konuşmadan sonra Allah şöyle buyuracaktır Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur. İsra / l5. Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz. HADİS-İ ŞERİF * İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki “Sıdk insanı birr’e Allah’ı razı edecek iyiliğe götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah’ın indinde sıddik doğru sözlü diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sorunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir.” * Ebi’l-Cevzai rahimehullah anlatıyor “Hasan İbnu Ali radıyallahu anhüma’ye “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan ne ezberledin?” diye sordum. Şu cevabı verdi”Aleyhissalatu vesselam’dan “Sana şüphe veren şeyi terket, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk doğruluk kalbin itminanıdır, yalan şüphedir.” * Ebu Sa’id el-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdu “Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihlerle beraberdir.” * Tirmizî’nin, Rifâ’a İbnu Râfi’den yaptığı diğer bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur “Kıyamat günü tüccarlar fâcirler günahkârlar olarak diriltilecekler. Ancak Allah’tan korkanlar, iyilik yapanlar ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesna” * Hakim İbnu Hizâm radıyallahu anh anlatıyor “Hazreti Peygamber aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki “Alıp-satanlar” birbirlerinden ayrılmadıkça vazgeçmekte muhayyerdirler. Alıp-satanlar alış-verişi sıdk ve doğruluk üzere yapar kusuru beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında da mübarek kılınır. Yalan söylerler kusurları gözlerlerse, belli bir kâr sağlasalar bile, alış-verişlerinin bereketini kaybederler.” Bir rivayet şöyledir “Alış-verişlerinin bereketi yok edilir Yalan yemin malı rağbetli, kazancı bereketsiz kılar.” * İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor “Hayber halkı dediler ki “Ey Muhammed, bizi bırak, burada kalalım, araziyi ıslâh edip işleyelim.” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da her ekinin ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın uygun göreceği. her bir şeyin mahsulünün yarısı onların olmak şartıyla araziyi onlara bıraktı. Abdullah İbnu Revâha radıyallahu anh, her yıl oraya gelir, miktarı tahmin eder ve yarısının karşılığını onlardan alırdı. Yahudiler, Abdullah’ı tahminde gösterdiği titizlik sebebiyle Hazreti Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’e şikâyet ettiler. Hatta bir ara lehlerine gevşek davranması için rüşvet vermek istediler. Abdullah onlara “Bana haram mı yedirmek istiyorsunuz. Vallahi ben en ziyâde sevdiğim insanın yanından geldim. Sizin topunuz bana maymunlar ve hınzırlardan daha menfurdur. Buna rağmen, benim size olan buğzum, size karşı âdil olmama mâni değildir.” Yahudiler, Abdullah radıyallahu anh’ı takdir edip “İşte bu adalet ve doğrulukla semâvat ve arz nizam içinde ayakta durur” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, her bir hanımına her yıl seksen vask hurma, yirmi vask arpa veriyordu. Hazreti Ömer radıyallahu anh zamanında, Yahudiler Müslümanlara hile yaptılar İbnu Ömer radıyallahu anh’i bir evin damında uyurken geceleyin aşağı attılar, el ve ayak bileklerini çıkardılar. Hazreti Ömer İbnu’l-Hattâb “Hayber’de hissesi olan hazırlansın, aralarında taksim edelim” dedi. Taksim edileceği zaman reisleri “Bizi buradan çıkarma. Bizi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve Hazreti Ebu Bekir’in yaptıkları gibi yerlerimizde bırak” dedi. Hazreti Ömer radıyallahu anh ona “Kararımızda Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sözüne ters düştüğümüzü mü zannediyorsun?l Bineğin seni Suriye’ye doğru bir gün, sonra bir gün, sonra bir gün daha koşturmasına ne dersin?” diye cevap verdi. Hazreti Ömer radıyallahu anh, Hayber’i, Hudeybiye ashâbından Hayber Seferi’ne iştirak etmiş olanlar arasında taksim etti. * Ebi’l-Cevzai rahimehullah anlatıyor “Hasan İbnu Ali radıyallahu anhüma’ye “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan ne ezberledin?” diye sordum. Şu cevabı verdi “Aleyhissalatu vesselam’dan “Sana şüphe veren şeyi terket, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk doğruluk kalbin itminanıdır, yalan şüphedir.” * İmam Mâlik’e ulaştığına göre, İbnu Mes’ud radıyallahu anh şöyle demiştir “Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde “yalancılar” arasına kaydedilir.” * Abdullah İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor “Bir gün, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, evimizde otururken, annem beni çağırdı ve “Hele bir gel sana ne vereceğim!” dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme “Çocuğa ne vermek istemiştin?” diye sordu. “Ona bir hurma vermek istemiştim” deyince, Aleyhissalatu vesselam”Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazılacak!” buyurdular.” Doğru düşünce, doğru söz, doğru davranış ma’nâ-larını ihtiva eden sıdk; Hakk yolcusunun her çeşit yalana karşı kapanıp, hayatını doğruluğa göre planlaması, sadâkatin emin bir temsilcisi olması; diğer bir tabirle, duygu, düşünce, söz ve davranışlarında doğruluğu tabiatının bir parçası haline getirip, şahsî hayatından insanlarla olan muamelesine, hakkı i’lan adına şehâdetinden mizahlarına kadar; hattâ “ -Her zaman doğrularla beraber olun!”Tevbe, 9/119 fehvâsınca, dost ve arkadaş çevresi itibariyle hep doğruluk aramasıdır ki; hadisin ifadesiyle böyleleri yüce divanda “sıddîk”, aksine tasavvur ve düşüncelerinden davranış ve muamelelerine kadar yalanlarla içli-dışlı yaşayan ve hayatını hilâf-ı vâkiler çizgisinde sürdürenler de o ulu divanda “kezzâb” olarak kaydedilir. Sıdk, Hakk’a ulaştıran yolların en sağlamı, sâdıklar da bu vuslatın talihli namzetleridir. Sıdk, amelin rûhu ve özü, düşünce istikametinin de en yanıltmaz mihengidir. Sıdkla mü’min münafıkdan, ehl-i cennet de ashâb-ı nâr-dan ayrılır. Sıdk, peygamber olmayanlarda bir peygamberlik sıfatıdır ve bu sıfat sayesinde halâyık ve kapı kulları, sultanlarla aynı nimetleri paylaşırlar. Allah bu dîn-i mübî-nin başlangıcında, hem onun tebliğcisini hem de bu İlâhî mesaja ilk defa “evet” deyip koşanı sıdkıyla tavsif ederek “-Sıdk mesajıyla gelen ve O’nu gönülden tasdik eden…”Zümer, 39/33 diyerek tebcil buyurmuştur. DOĞRULUK Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretlerini yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretlerinin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla – Hasan Basri’yiRahmetullahi aleyh gördün mü? Diye sordular. O gayet sakin -Evet, dedi -Nerede? -İşte şu kulübemde… Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretlerini bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip -Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? Dediler. -Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremedinizse benim suçum ne? Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri -Ey Habib! Biliyorum ki Rabbim senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? Dedi. Hazreti Habib mahcup bir şekilde -Ey üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, doğruların yardımcısı Allah’tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi. FAKİR GENCİN DOĞRULUĞU Fakir delikanlı Kabe’nin etrafında hem dolaşıp tavaf ediyor, hem de durmadan şöyle dua ediyormuş — Ey bu Kabe’nin sahibi, benim evlenemeyecek kadar fakir biri olduğumu olur, tavaf ettiğim şu Beyt-i Şerif hürmetine beni fakirlikten kurtar, ev-bark sahibi olacak kadar bir imkâna sahip kıl. Hac mevsimi boyunca bu duayı tekrarlayan fakir genç, bir akşam üzeri yine duasını yapmış, çıkarken ayaklarının ucunda altın işlemeli bir kese görmüş. Eğilip alarak içini açıp bakmış ki, saf altınla dolu koca bir kese. Titremeye başlamış. Kendi kendine söyleniyormuş — İşte yaptığım duam kabul oldu. Evlenip, ev-bark sahibi olacak kadar servet elime geçti. Ama hemen arkasından kalbinden sesler işitir gibi olmuş — Hayır, bu para senin değildir. Bulana helâl değildir. Sahibine mutlaka vermen gerektir.. Derken yaşlı bir adamın feryadı duyulmuş — İçi altın dolu kesemi kaybettim, bulan yok mu? Hemen yaşlı adamın yanına koşmuş — Baba, demiş, işte kesen, buyur, al, boşuna telâşlanma! İhtiyar, keseye bakmış, içindeki altınları bir bir saymış, eksiksiz, tam olarak kendisine verildiğini anlamış. Parayı iade eden gence dönerek — Bunu bana iade ettiğin için sana yüz dinar versem alır mısın? diye sormuş. — Hayır, istemem. — Peki elli dinar olsun. Onu da mı almazsın? — Hayır, onu da istemem. — Peki, ne istersin ya? — Ben benim gibi kullardan bir şey istemem. Ben Allah’dan istedim. Allah verirse O’ndan hakkım olmayan şeyi istemem. Yaşlı adam bu gencin tok gözlülüğüne, haramdan uzak kalışına hayran olmuş. Oradan ayrılarak uzaklaşır gibi yapmış, peşinden genci takibe başlamış. Delikanlının kaldığı evi, gerçek durumunu gizlice tahkik etmiş. Bir gün gencin evine yaşlı bir hanım gelmiş — Oğlum, sen böyle yapayalnız ne yapıyorsun bu evde? demiş. O da durumu anlatmış. Kimsesiz, öksüz bir genç olduğunu söylemiş. Yaşlı hanım kendisini dikkatle dinledikten sonra söyle bir teklifte bulunmuş — Benim şimdiye kadar yabancı bir erkeğe asla görünmemiş bir tane kızım var, onu sana vermek istiyorum. Senin gibi dindar bir gence bizim ihtiyacımız var. — Ama teyze, ben fakir bir gencim, ne param, ne barınacak doğru dürüst evim var, deyince de yaşlı hanım şöyle karşılık vermiş — Evladım, senin evin de var, paran da. Gel bakayım benimle.. Fakir genç merak ve heyecanla yaşlı hanımın peşine düşmüş, birlikte bir müddet yürüdükten sonra, saray gibi bir evin kapısına gelmişler. Bir de ne görsün, Kâbenin yanında parasını bulup da verdiği yaşlı zat kapıda duruyormuş. Gencin şaşırdığını gören yaşlı zat şöyle konuş muş — Evlâdım, hiç şaşırma. Ben Kabe’nin etrafında dola şıp tavaf ederken Rabbime sığınıyor, “Ey Yüce Rabbim, benim bu biricik kızımı senin emirlerine çok sadık, din dar bir gence nasip eyle, haramzâdelere düşürme” diye yalvarıyordum. Bu duamın senin hakkında kabul olduğunu tahmin ediyorum. Nitekim istediğim gencin sen olduğunu gösteren bir olay da o sırada cereyan etti. Dikkat et. Şu benim beğeneceğini sandığım tertemiz yürekli kızım, şu da ikinize bağışladığım evim. Teklifimizi kabul edersen bizi sevindirmiş olursun, belki kaderin hükmünü de böylece yerine getirmiş oluruz. Fakir genç, kendisi gibi o zatın da dua ettiğini anlayınca, bunda hikmet var deyip teklifi kabul etmiş. Böylece yokluğu kapıdan attığı gibi, huzurlu ve mes’ud bir yuvanın da sahibi olmuş. Onların bu hâli de bir ibret dersi olarak kitaplara yazılmış, bizlere kadar nakledilmiş. Allah’ın, doğruların yardımcısı olduğu böylece nazara verilmiş.
Bu makalede Efendimizin ﷺ saadetli dilinden Allah dostları ile ilgili hadisler ve birçok Allah dostları ile ilgili sözler bulunmaktadır. Allah dostları seçkin kimselerdir. Bu husus ile ilgili bir hadisi şerifte Allah Teala şöyle buyurmaktadır. Bir kimse dostlarımdan herhangi birine karşı hasım olursa, işte ben ona savaş açar o veli kulumun öcünü alırım. Kullarımdan hiç biri, üzerine farz olarak emrettiğim hususlardan daha güzel her hangi bir şey ile bana yanaşamamıştır. Kullarımdan biri nafile olan ibadetlerine devam ettikçe sürekli bana yakınlaşmaya başlar, ta ki en sonunda bende ondan hoşnut olurum. Ben eğer bir defa ondan hoşnut olursam bundan sonra artık bu kulumun hususi lütufta bulunacağım nurla duyan kulağı, bakan gözleri, tutan hisseden, elleyen, dokunan ellleri, hareket eden ayağı olurum. Eğer benden bir istekte bulunursa onu ona bahşederim, şayet bana sığınır ise kesinlikle onu korur ve himaye altıma alırım. Buhari, Rikak, 38 Kim benim velilerimden birisini hafife alırsa, bana düşman olarak karşıma çıkmış olur. Tabarani, El Mucemul Kebir, No. 7880 Allah dostları ile ilgili hadisler arasında bu kudsi hadis Allah dostlarını en güzel şekilde anlatmaktadır. Çünkü burada bu zatların kendilerindeki tüm hususların ve iyiliklerin özeti yer almaktadır. Nasıl mı? Şöyle ki Eğer, bu kudsi hadisi azıcık tefekkür ederek idrak etmeye çalışırsak şu muazzam sonuçları anlayabiliriz. Allah dostları, özellikle kamil olan mürşitler Allah’ın himayesindedir. Bunlara düşmanlık beslemek Allah’a düşmanlık beslemek gibidir. Allah dostlarına karışan, onların yoluna taş koyan ve onlara karşı engeller oluşturan kimseye Allah Teala gazap eder. Olgun imanın ardından kişi için en mühim olan, kendisine farz olan şeyleri eda etmesidir. Allah’ın emrinin, kurallarının ve beyan buyurduğu ahlaki özelliklerin üzerinde durmayan ve bunlara önem vermeyenin Allah dostu olması ihtimal değildir. Farzların ardından nafile ibadetler, kişinin Allah’ın katında mertebesini ve yakinini artırır. Allah Teala dost edindiği kulu için başka kullarından ayrıcaklı özellikler, feyizler ve bereketler bahşeder. Normal insanların bilemediği güzellik ve hakikatleri idrak eder, duyamadıklarını duyar, kuvvetinin yetmediği şeylere güç yetirirler. Allah dostları, bütün zamanlarda mevcut olmakta olup dünyanın sonuna kadar İslami kurallara göre hareket ederler ve örnek teşkil ederler. Bunlar Allah’ın, dostlarına verdiği hediyenin vesilesi ile olur. Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar Allah’ın emrini ayakta tutmaya devam ederler. Onları terk edenler ve kendilerine karşı çıkanlar onlara bir zarar veremez. Bu durum, Allah’ın kıyamet emri gelinceye kadar devam eder. Onlar insanlara devamlı üstün gelirler. Buhari, İtisam, 10 Şüphesiz Allah Teala bu ümmet için her yüz senenin başında onlara dinlerini yenileyecek kalpleri şirk, nifak ve gafletten, halleri bidat ve masiyetten temizleyip kulları Allah’a sevkedecek kimseler gönderir. Ebu Davud, Hilyetül Evliya, 1, 7 Allah dostlarıyla ilgili hadisler arasında bence en dikkat edilmesi gereken hadisi şerif Alimler Peygamber Efendimizin ﷺ varisi ve halifeleri olması hadisi şerifidir. Allah dostları Peygamber Efendimizin ﷺ nurunun varisi olup bu nuru yayarlar. Efendimizin söz, fiil ve takrirlerini eksiksiz yerine getirirler. Böylece sünnet üzere yaşayarak insanlara örnek olurlar. İşte bu anlatılan Allah dostlarına saygı göstermek, Allah’a ve Peygamber Efendimiz’e saygı göstermek yerine geçer. Şöyle ki bu hususta Allah Resul’ünün ﷺ hadisi şerifi şöyledir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Şüphesiz peygamberler, altın ve gümüş cinsi maddi şeylerden miras bırakmazlar. Onlar sadece ilim bıraktılar. Kim o ilmi alır ve hakkı ile amel edip yayarsa, dünya ve Ahirette büyük bir nasip ve derece elde etmiş olur Ebu Davud, İlim, 1 Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurur Alimlere ikram ve hürmet ediniz. Onlar peygamberlerin varisleridir. Kim onlara ikram ve hürmette bulunursa Allah ve Rasulüne hürmette bulunmuş olur. Hatib, Tarih, 4, 438 Peygamber Efendimiz ﷺ “Allah halifelerime rahmet etsin!” diye dua da bulundu. Sahebeler, “Halifeleriniz kimlerdir. ey Allah’ın Peygamberi” şeklinde sual ettiler. Peygamber Efendimiz ﷺ bu şekilde beyan buyurdu “Onlar sünnetimi ihya eden ve onu Allah’ın kullarına öğretenlerdir.” Ebu Nuaym, Ahbaru Isfahan, 1, 81 Hz. Ebu’d Derda Peygamber Efendimiz’in ﷺ ardından bu ümmetin içinde İslami ihya eden kişileri şu şekilde tanıtır “Allah Teala’nın öyle bir kulları mevuttur ki kendi bulundukları dönemlerde peygamberlere varis olmuş, bir nevi halifeliği sürdürmüşlerdir. Peygamberlik kesildiği zaman Allah Teala Hz. Muhammed’in ﷺ ümmetinin arasından abdal diye bilinen Allah dostlarından bazılarını peygamberlerin izine sürdü. Bunlar ile bu yolu idame ettirdi. Allah dostları fazla namaz ibadeti eda etme ile değil, fazla oruç tutma ile değil ya da fazla zikirde bulunarak Müslümanlara önderlik ettiler. Bu kimselerin makamını artıran, Allah’a dost yapan ve normal insanlardan öne geçiren şey, güzel ahlak sahibi olmak, vera hususunda sebat göstermek, niyetlerini daima iyi tutmak ve güzele yormak, tüm insanlar için kendilerinde bulunan kalp esenliği ve Allah için nasihatta bulunma tarzında husnül-hulk denilen güzel ahlaklardır.” Hakim et Tirmizi, Nevadirul Usul, 1, 165 Evliyalarla ilgili hadisler konulu makalenin 8. hadisi bu insanların Peygamber Efendimizin ﷺ ailesinden sayılmaları anlatan hadistir. Allah dostları bu muazzam yakınlığı takvalı olarak elde etmişlerdir. Bu konuda ki hadisi şerif şöyledir. Bütün muttakiler, Muhammed’in alidir. Taberani, el-Mucemus Sağir, no 318 Ehli beytimden bazıları kendilerinin bana insanların en sevgilisi olduğunu düşünüyorlar. Halbuki durum öyle değildir. Şüphesiz benim içinizde ki dostlarım, muttaiklerdir. Onlar, neseb ve yer olarak kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, değişmez. Taberani, el Mucemus Sağir, No 318 Benim için insanların en evlası, en yakını kim olursa olsun, nerde bulunursa bulunsun, muttaki olanlardır” Ahmed, Müsned, 5, 235 Allah dostları ile ilgili hadisler konulu bu makalenin başında onların Allah’ın seçkin kulları olduğunu bahsetmiştik. Allah Teala bu kimseler ile kalplere aydınlık verir ve Müslümanların yolunu düzeltir. İnsanların çıkarmış olduğı iğrenç fitneler Allah dostlarına bulaşamaz. Bu kimseler Allah katından özel bir huzur ve afiyet içinde yaşamını sürdürürler. Bu hususta ki hadisi şerif şöyledir. Alimlerin yer yüzündeki misali, gökyüzünde ki yıldızlar gibidir. O yıldızlarla kara ve deniz yolculuğunda karanlıklarda yol bulunduğu gibi alimlerle de küfür, gaflet ve günah karanlıkları içinde Allah’a yol bulunur. Yıldızlar yok olduğu kaybolduğu zaman yolcuların sapması yakındır. Allah’ın Teala kulları içinden seçmiş olduğu bir takım kimseler vardır ki, Allah onları fitne ve zulmetlerden uzak tutar afiyet içinde yaşatır, afiyet içinde öldürür, afiyet ve iman selameti ile cennete götürür. Dünyada onların üzerine gece karanlığı gibi fitneler gelir, fakat onlar bunlardan selamette kalırlar. Ebu Nuaym, Hilye, 1, 6 Kamil müminin ferasetinden sakının, Şüphesiz o, Allah’ın nuru ile bakar. Tirmizi, Tefsir, 16 Her şeyin bir madeni vardır, takvanın madeni de ariflerin kalpleridir. Taberani El-Mucemul Kebir, XII, 234 Allah’ın Teala yeryüzünde yaşanlar içinde feyiz ve nur kapları vardır. Rabbinizin kapları, salih kullarının kalpleridir. Bu kalplerin Ona en sevgili olanları da en yumuşak ve ince olanlarıdır. Ebu Nuaym, Hilye, VI, 97 Sizin en hayırlılarınız, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kimselerdir. Ebu Nuaym, Hilyetül Evliya, 1, 6 İnsanları bazıları zikrullahın anahtarlarıdır. Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatır. İbnu Mubarek, Kitabuz Zühd, No 217-218 Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kimselerdir. İbnu Mübarek, Kitabuz Zühd, No 217-218 Allah Teala buyurur ki Şüphesiz kullarım içinde benim velilerim ve halk içinden seçtiğim dostlarım öyle kimselerdir ki, zatım zikredilince onlar hatırlanır, onlar hatırlanınca da ben zikrolunurum. Ebu Nuaym, Hilye, 1, 6 Sizin hayırlılarınız, görülmesi size Allah’ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli ahirete rağbetinizi artıran kimselerdir. Ebu Ya’la, Müsned, IV, 326 Bir kul, Allah için sevip Allah için buğzetmedikçe imanın hakikatine ulaşamaz. Allah’ın Teala rızası için sevip, Onun rızası için kızdığında Allah’ın dostluğunu haketmiş Teala şöyle buyurmaktadır Kullarım içinde benim sevdiklerim ben zikredilince hatırlananlar ve onların anılmasıyla da benim zikredildiğim kimselerdir. Ahmed, Müsned, 3, 430 Kim Allah için sever, Allah için kızar, Allah için verir ve Allah için menederse, imanı kamâle ermiş olur. Ebu Davud, Sünnet, 15 Amellerin en faziletlisi, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. Ebu Davud, Sünnet, 3.
dostluk ile ilgili hadisler arapça